Kategorilerim
20 01 2015

Düşünmeyi Bilmiyoruz! Çağımızın en büyük sorunlarında birisi de düşünemeyen, üretemeyen insanların çok olmasıdır. Bir toplumun gelişmesi için içindeki bireylerin düşünmesi ve kendini geliştirmesi yönünde adımlar atması gerekir. Düşünme gelişimle paralel halindedir. Okulda verilen eğitim öğrencilerin düşünce gelişimini olumlu yönden destekleyecek nitelikte olmalıdır. Öğrencilerimizin en önemli sorunu düşünmek!.. Maalesef çocuklarımız düşünmeyi bilmiyorlar. Her zaman hazıra kondukları için ki, sorumluluk alma ve düşünme konusunda yetersiz kalıyorlar. Tabi ki bu onların hatası değil… Aileden başlayıp okul hayatı ve daha sonrası için hep birileri onlar için düşünmüş. Bu yüzden de kesinlikle düşünmeyi bilmiyorlar. Yapılan davranışın neticesi ne olacak bunu kestiremiyorlar. Bu nedenle de sorunlar karşısında hep tepkisizler nasıl, neden, niçin, vb soruları sormuyorlar. Hani ilkokulda başlarız ya (3N 1K )Neden, Niçin, Nasıl, Kim için bunlar hep havada kalmış sanırım. Bıraksan okulda bir ders hatta gün boyu sınıfta boş otururlar. İçlerinden biride sormaz ki yahu biz niye buradayız. Sabahleyin sıcak yatağımızdan kalkıp okula niçin geldik… Bir an önce derse başlayıp da yeni bilgiler öğrenelim diyen çok az. Maalesef bunu sorgulamıyorlar… Okulda yâda hayatında bıraksan bir ömür boyu hep boş işlerle uğraşacak ne çok kişi var. Durum böyle olunca gelecekten ister istemez bir beklenti içine giremiyorsun ki süreçte düşünemeyen başarısız oluyor. Bu nedenle de ilk önce nasıl düşünmeleri gerektiğini anlatmakla işe başlamalıyız. Özellikle Kurgu kuşağı bunun için ideal bir adımdır. Öğrenci... Devamı

20 01 2015

Güçlü olmayı ve ruhunu özgür kılmayı diliyorsan eğer; İlk olarak kendini kandırmayı bırakmaktan başlamalısın... İnsan ruhu görmek anlamak istedikleriyle kandırır hep kendini. Dolayısıyla kafeslenir... Kafesten kurtulmak istiyorsan Ruhunu özgür bırakmalısın Devamı

18 01 2015

Fotoğraf

Fotoğraf |  görsel 1

GALİBA ALBERT  EİNSTEİN  KORKTUĞU GERÇEK OLDU. TEKNOLOJİ VE CEP TELEFONUNA TAMAMEN BAĞIMLI  OLAN BİR NESİL YETİŞTİ. HATTA YOKLUĞUN DA YOKSUNLUK ÇEKEN BİR NESİL Bağımlılık kelimesi kullanıldığında bir çok insanın aklına alkol ve madde kullanımına bağlı bağımlılıklar gelse de bağımlılık kavramı çok daha geniştir.  Alkol ve uyuşturucuların vücuda alınması ile oluşan biyolojik bağımlılıkların yanında davranışsal ve sosyal boyutta insanı zorlayan, insanı doğal çevresinden somutlayan ve insanı kendi içine hapseden bağımlılıklar da vardır. Bunların başında internet ve teknoloji bağımlılığı gelir.  Bilişim teknolojilerinin bütün dünyada hızlı bir şekilde gelişmesiyle birlikte internet teknolojide hayatımızın vazgeçilmez bir parçası oldu. Öncelerde internet pahalı ve lüks olarak kabul edilirken simdi mecburi zorunluluk haline geldi. Fiyatı ucuzlayıp lüks olmaktan çıkan internetin  artık girmediği ev, iş yeri, okul cep telefonu kalmadı. Mobil internetin ve akıllı cep telefonlarının gelişmesiyle interneti artık cebimizde taşıyoruz. İstediğimiz her zaman internete en kısa zamanda ve çok kolay bir şekilde ulaşabiliyoruz ve bağlanabiliyoruz.  Peki, bu kadar kolay ulaşılabilen muhteşem internet teknolojisini ve bir bilgisayar gibi çalışan akıllı cep telefonlarını  hangi amaçla kullanıyoruz. Bilgisayar , tabletler ve akıllı cep telefonları yardımıyla, ülkemizdeki ve dünyadaki tüm gelişmeleri anında takip edebiliyoruz. Bütün kütüphanelere tek tıklama ile ulaşabiliyoruz, merak ettiğimiz bir konu hakkında bilgi toplayıp araştırma yapabiliyoruz, internet üzerinden mektuplarımızı gönderebiliyoruz ve bize gelen mektupları okuyabiliyoruz. Üstelik kaybolma tehlikesi de yok. Ayni şekilde girdiğimiz sınavların sonuçlarını takip edebiliyoruz. Dünyanın &oum... Devamı

18 01 2015


 |  görsel 1

Kartallar, kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır. 70 yıla kadar yaşayan kartallar vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak için, 40 yaşındayken çok ciddi ve zor bir karar vermek zorundadırlar. Kartalların yaşı 40′a vardığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir. Gagası uzar ve göğüsüne doğru kıvrılır. Kanatları yaşlanır ve ağırlaşır. Tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır. Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır. Dolayısıyla kartal burada iki seçimden birini yapmak zorundadır; Ya ölümü seçecektir. Ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir. Bu yeniden doğuş süreci, 150 gün kadar sürecektir. Bu yönde karar verirse, kartal bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan bir yerde, yuvasında kalır. Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya başlar. En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer. Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkartır. Yeni penceleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar. 5 ay sonra kartal, kendisine 20 yıl veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur “Yeniden Doğuş” uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir. Kendi yaşamımızda sık sık bir yeniden doğuş süreci yaşamak zorunda kalırız. Zafer uçuşunu sürdürmek için, bize acı veren eski alışkanlıklarımızdan ve anılarımızdan kurtulmak zorundayız. Ancak geçmişin gereksiz safrasından kurtulduğumuzda, deneyimlerimizin yeniden doğuşumuzun getireceği olağanüstü sonuçlarından ta... Devamı

18 01 2015

Fotoğraf

Fotoğraf |  görsel 1

Kartallar, kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır. 70 yıla kadar yaşayan kartallar vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak için, 40 yaşındayken çok ciddi ve zor bir karar vermek zorundadırlar. Kartalların yaşı 40′a vardığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir. Gagası uzar ve göğüsüne doğru kıvrılır. Kanatları yaşlanır ve ağırlaşır. Tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır. Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır. Dolayısıyla kartal burada iki seçimden birini yapmak zorundadır; Ya ölümü seçecektir. Ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir. Bu yeniden doğuş süreci, 150 gün kadar sürecektir. Bu yönde karar verirse, kartal bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan bir yerde, yuvasında kalır. Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya başlar. En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer. Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkartır. Yeni penceleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar. 5 ay sonra kartal, kendisine 20 yıl veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur “Yeniden Doğuş” uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir. Kendi yaşamımızda sık sık bir yeniden doğuş süreci yaşamak zorunda kalırız. Zafer uçuşunu sürdürmek için, bize acı veren eski alışkanlıklarımızdan ve anılarımızdan kurtulmak zorundayız. Ancak geçmişin gereksiz safrasından kurtulduğumuzda, deneyimlerimizin yeniden doğuşumuzun getireceği olağanüstü sonuçlarından ta... Devamı